Medine Bölgesi’nde Yolculuk Bölüm-3

Medine Bölgesi’nde Yolculuk Bölüm-2 başlıklı yazımda genel olarak Al-Ola Bölgesi’nde yer alan Madein Saleh’ten bahsetmiştim. Al-Ola’dan ayrıldıktan sonra yolumuzu Medine’ye doğru çevirdik. Fakat en son durağımızı Medine olarak belirledik ve arada görülmesi gereken yerlerin bir listesini çıkardık. Listeyi oluşturuken Google navigasyondan kısmen faydalansak da gözümüzü kahverengi tabelalardan hiç ayırmadık. İlk karşımıza çıkan yerle anlatmaya başlayalım o zaman.

Hicaz Demiryolu
Madein Saleh’te Bulunan Ana İstasyon ve Gerçeğini Yansıtan Maket Tren ve Hattı

Hicaz Demiryolu hiç kuşkusuz Sultan Abdülhamid Han’ın en büyük rüyası

Avrupa’da modern anlamdaki ilk demiryolu 15 Eylül 1830 tarihinde Manchester ile Liverpool kentleri arasında yapılmıştır. Batı’da meydana gelen bu gelişmeyi başta Osmanlı padişahları olmak üzere devlet erkânı yakından takip etmiş ve Osmanlı topraklarında demiryolu inşaatlarını arzulamışlardı. Sultan Abdülaziz, tren yolu hattının saray bahçesinden geçmesi söz konusu olduğunda, “memleketime demiryolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin, razıyım” demek suretiyle demiryoluna vermiş olduğu büyük önemi gösteriyordu. 1876 yılında tahta çıkan II. Abdülhamit 33 yıl sürecek olan saltanatı süresince demiryolu inşaatlarına büyük önem vermiştir.

Yapımına II. Abdülhamit’in cülusuna tesadüf eden 1 Eylül 1900 tarihinde başlanan Hicaz Demiryolu ana hatları itibariyle 1908 yılında tamamlanmış, Medine’ye kadar uzanan hattın toplam uzunluğu 1.303 km. iken aynı yıl hattın Hayfa’ya kadar uzatılmasıyla birlikte toplam uzunluğu 1.464 km.ye ulaşmıştı. Hicaz Demiryolu’nun banisi olan II. Abdülhamit’in 1909’da hallinden sonra da Hicaz Demiryolu’nun inşaat serüveni devam etmiştir. 1911 yılından itibaren başlayan yeni şube hatları inşaatı I. Dünya Savaşı yıllarında da devam etmiş ve 1918 yılına gelindiğinde Hicaz Demiryolu’nun toplam uzunluğu 1.900 kilometreyi aşmıştı.

Processed with VSCO with a5 preset
Processed with VSCO with a5 preset

Al-Ola’dan Medine’ye doğru hareket ettiğimiz sırada yol üzerinde belli aralıklarla inşa edilmiş 3 adet Osmanlı mimarisine ait yapılar dikkatimizi çekti. Hiç kuşkusuz bu istasyonlar Madein Saleh’in olduğu bölgedeki ana istasyona giden yolun üzerindeydi. Etrafı tel örgüyle kapatılmış ancak hiç bir bilgi tabelası konulmamış olan bu yapıların küçük bir araştırma sonucu,Hicaz Demiryolu’na ait istasyonlar olduğunu öğrendik. Tahmin ve hislerimiz bizi yanıltmadı ve gördüğümüz ilk istasyona gidebilmek için ana yoldan çıktık. Aracımızla kumların üzerinde hızlıca hareket ettik. Hızlı gitmemiş olsaydık yumuşak kum zemine tekerler saplanabilir ve çıkarmak için baya uğraşabilirdik. Sağ sağlam istasyona ulaştık. Önümüzde neredeyse 1 asırlık yapı duruyordu ve bu heyecanımızı daha da artırıyordu. İçine girip baktığımızda istasyonun ortasında bir su kuyusu ve sağlı sollu odalar bulunuyordu. İlk iki odayı gezebildim çünkü bu eski istasyonda bir başkasına rastlayabileceğim düşüncesi beni korkuttu. Duvarlardaki yazılar ve yerdeki çöpler kısa bir süre önce buraya birilerinin gelmiş olabileceği izlenimi verdi. Dış görünüşü itibariyle büyük bir istasyondan ziyade ekspres bir istasyon gibi görünüyordu. Velhasıl yol üzerinde biz 3 tane istasyona rastladık. Eminim aradan geçen 100 yıl içinde tahrip olmuş olanları da ve dağların arasında kalan başka istasyonlar vardır.

Hejaz-railway-line-e1357592835412-400x418
Hicaz Demiryolu’nda bir tren ve yolcuları

Khaybar

img_2671
Hayber şehrinin girişi

Yolumuz devam ederken tabelalarda ‘’Khaybar’’ adında bir şehir gördük. Yazılışını telaffuz edince bu şehrin ‘’Hayber’’ olduğunu anladık ve ufak bir araştırma yaptık. Hayber şehri, Şam ve Medine yolu üzerinde Medine’nin 151 km kuzeyinde yahudilerin yaşadığı bir şehirdir. İbranice’de Hayber, kale anlamına gelen bir kelimedir. Hemen aklıma Hayber’in fethi olayı geldi. Müslümanların islam tarihinde ilk saldırı muharebesi olan Hayber’in fethi tarihte yahudiler adına büyük bir hezimetle sonuçlanmıştır.Fitnenin merkezi olan Hayber, yahudilerin en güçlü karargahlarından biriydi. Müslümanlara savaş açan Mekkeli müşrikleri en çok destekleyenler Hayberli yahudilerdi. Ayrıca Hayber Kalesi, güçlü savunma teçhizatları ile çok iyi savunulan bir kaleydi.

Ayrıca Hayber şehri volkanik arazi üzerine kurulu verimli topraklardan oluşmaktadır. Gerçekten de Hayber Kalesinin olduğu bölgeye gidince başka bölgelere oranla çok sayıda palmiye ağacına rastladık. Bölgeyi size şu şekilde anlatayım: Tepede bir kale düşünün ve kaleden aşağı bakınca eski şehir bir vadinin içinde yer almakta. Vadinin içinde yer alan şehir, yağmur sularını kendi içinde nüfuz ederek verimliliğini artırmıştır. Hayber ayrıca su bentlerinin çokluğu ile tarihte meşhur bir şehir olmuştur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Özellikle Cahiliye döneminde yahudilerin oturduğu yedi ayrı kaleden oluşan ve bunların sağlamlığıyla tanınan Hayber aynı zamanda vaha olarak nitelendirilmektedir. Hayber için ticaret ve ziraat şehri tanımlamaları oldukça yerinde olacaktır.

Eski şehrin mimari yapısını ise kerpiçten yapılan evler oluşturmakta. ‘’Khaybar Old Village’’ kahverengi tabelasından saparsanız siz de Khaybar’ın eski şehrine ait kalıntıları görebilirsiniz. Kalıntıların yanı sıra restore edilmiş alanlar da mevcut. Hayber Kalesi’ne ulaşmak içinse tırmanmak gerekiyor çünkü kale tepede kaldığı ve volkanik bir arazi olduğu için aracınızla ulaşmanız mümkün değil. Biz denemedik ama siz denemek isterseniz tırmanış için hazırlıklı gidebilirsiniz.

Jabal Al-Abyad

jaballl abyad

Suudi Arabistan denilince ilk akla gelen genellikle büyük çöller ve petrol alanları oluyor. Bilinenin dışında Suudi Arabistan’ın batısı ise volkanik dağlara ve geniş lav alanlarına (harrats) ev sahipliği yapıyor. M.S. meydana gelen patlamanın ardından lavlar oldukça geniş bir alana yayılmış. Harrat Khaybar ise, Medine’nin yaklaşık 130 km kuzeyinde olup 14.000 km²’lik bir alanı kaplamaktadır. Harrat Khaybar volkanik arazinin tümüne verilen ad olmakla birlikte Jabal Al-Abyad(Beyaz Dağ) ise volkanik bölgenin güneyinden görülebilen bir krater dağdır.Arapça da Jabal dağ , abyad ise beyaz anlamına gelmektedir. Bu linguistik bilginin ardından konuya devam ediyoruz 🙂

harrat khaybar
Harrats(Volkanik Arazi)

Khaybar’den  Medine’ye doğru ilerlerken Jabal Al-Abyad kahverengi tabelasına saparsanız Beyaz Dağ’ın olduğu bölgeye ulaşabilirsiniz. Yanınızda GPS cihazı bulundurmanız ise şart!!! Çünkü yolda bizden başka sadece 4 araca ve bir ölü deveye rastladık. Bir süre ilerledikten sonra telefonumuz çekmemeye başlayınca biraz korktuk. Kimseye haber vermemiştik başımıza birşey gelse kime nasıl ulaşabilirdik bu yüzden çeşitli b planları yapmaya başladık. 45 dakika ilerlemiş olsak dahi  Beyaz Dağ’a ulaşamadık.

img_2704

Navigasyondan baktığınızda beyaz krater şeklinde bir dağ paralelimizde görülüyordu fakat alan volkanik ve keskin bir yapıya sahipti. Eğer tekerleklerinize güveniyorsanız ilerlemelisiniz bizim yanımızda hem ekipmanlarımız yoktu hem de tekerleklerimize güvenemedik açıkçası. Ayrıca dağı özel yapan beyaz krater kısmı görmek içinse tırmanmanız gerekiyor. Tüm bu aktiviteleri düşünecek olursak günün yarısı çoktan gitmiş demektir . Doğrusunu söylemek gerekirse bu kadar zamanımız yoktu  bu yüzden yola paralel hizada kalan dağa doğru ilerlemeye cesaret edemedik.

img_2701
Jabal Al-Abyad’ın olduğu bölgeye ait bir kare

 Medine

img_2724
İki Osmanlı yapısı yan yana /Hicaz Demiryolu Medine İstasyonu

Jabal Al-Abyad’tan sonra uzunca bir sürenin ardından Medine’ye ulaştık. İkindi namazını Medine’nin girişinde bulunan Kıbleteyn Mescidi’nde kılmamızın ardından  Medine’de bulunan Hicaz Demiryolu’nun ana istasyonuna doğru yola çıktık.

img_2717
Kıbleteyn(iki kıbleli) Mescidi

Bu yolculukla aslında Hicaz Demiryolu’nu takip ederek Medine’ye ulaşmış olduk.  Daha önce Medine’ye geldiğimde bu müzenin adını hiç duymamıştım. Arabistan’da yaşamaya başlayınca etrafımda ne var ne yok araştırmaya koyulunca fark ettim böyle bir müzenin varlığını. Bu yüzden bir yere kısa süreliğine tatile gitmeyi sevmiyorum hiç. Gittiğim yerde en fazla bir ay kalıp doya doya o bölgeyi keşfetmek daha çok tatmin ediyor beni. Girişte kişi başı 10 Riyal’e bilet aldıktan sonra içeri girdik. İçerde, bir mescid,eski demir yoluna ait kalıntılar, demiryolu müzesi,antikacıların yer aldığı küçük bir han, kafetarya ve oturma alanları mevcut. Genel olarak istasyonun da içinde bulunduğu büyük bir alan kapatılmış hurma ağaçları ile yeşillendirilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Biz gittiğimizde saat öğleden sonra 5’e yaklaşıyor hava püfür püfür esiyordu. Medine’yi bilenler havasının da başka olduğunu bilirler. Kış aylarında geceleri üşüdüğünüz bile olur. Müzeye ulaştığımız saat biraz geç olunca haliyle müze de kapalıydı ancak yakınında bulunan küçük hanın içindeki antikacılar açıktı. Antikacıları çok severim ,topluma ait izler  barındırırlar. İzleri takip ederek toplumun hikayesini okumak her zaman esrarengiz gelmiştir. Müzeye giremesek de eski istasyonun bulunduğu alanda akşamın oluşunu izlemek hurma ağaçlarının altında dinlenmek ecdadımızı yeniden hatırlamak gurbette olan biri için bize çok iyi geldi. İnsanın tarihini bilmesi ve bundan gurula bahsetmesi kadar güzel bir şey yok hayatta.

Kaynaklar

Reklamlar

Medine Bölgesi’nde Yolculuk Bölüm-3” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s